20 Nisan 2008 Pazar

oyuncuların haklarını aramak için sendika şart

Kurtlar Vadisi Pusu


Ayça Varlıer,
oyuncuların haklarını aramak için sendikanın şart olduğunu söyledi.


"Gümüş" dizisindeki Pınar karakteriyle yıldızı parlayan Ayça Varlıer,
oyuncuların haklarını aramak için sendikanın şart olduğunu söyledi. Varlıer,
"Türkiye'de sendika konusunu oturtacağım. Biraz daha zamanı var bunun. Ama bu
sendika kesinlikle şart. İdealist bir tipim ve ölmeden önce okul açmanın dışında
bunu da yapacağım" dedi.

"Gümüş" dizisinin Pınar’ı olarak tanınıyorsunuz. Yaptığınız onca işe rağmen tek
karakterle tanınmak sizi rahatsız etmiyor mu?

- Pınar karakteriyle tanındım ama bu, o rol üzerime yapıştı anlamına gelmiyor.
Başka bir işte başka bir karakteri

iyi oynarsın, o imaj da oturur. Rol ayrımcılığına gerek yok. Ayrıca insanlar
sürekli bana "Ne zaman dizi yapacaksınız?" diye soruyor. Demek ki işimi iyi
yapmışım.

Çoğu oyuncunun aksine,
televizyonda olmaktan mutlu görünüyorsunuz...


- Televizyon bana çok şey öğretti. "Gümüş" tam bir okuldu. Çok iyi oyuncularla
çalıştım, eğitim gördüm orada resmen. İlk dizi projelerimde kamera eğitimim
olmadığı için titriyordum, sesim çıkmıyordu. Bölümler geçerken, hata yapa yapa
öğrendim. Ve "Gümüş"te 100 bölümü tamamladık. Sonrasında "Hisseli Harikalar
Kumpanyası" başladı. Ardından "Batı Yakası"na devam ettim. Diziye ara verdim,
çünkü böyle bir rolden sonra çok doğru bir seçim yapmam

gerekiyor.



Bu arada siz uzun süredir
sahnelerdesiniz ama şarkı söylediğinizi çok az insan biliyor.




- Evet... Arnavutköy’deki Eylülist’te
,
Beyoğlu’ndaki Jazz Cafe’de ayda iki-üç kez sahneye çıkıyorum. İyi müzisyenlerden
oluşmuş birkaç grup var. Ayça Varlıer Project olarak kendi bestelerimizi
çalıyoruz. Seyirci karşısında canlı çaldığımız zaman çok mutlu oluyorum.
Konserlerimiz müthiş gidiyor. Söyledikçe de kendi tarzımı buluyorum.



Beste ve söz çalışmalarınız
var mı?


- Bestecilik de var, solistlik de... Kendimi en özgür şekilde ifade edebileceğim
bir ürünüm olsun istiyorum. Yani kesinlikle bir albüm olacak ama bunun için
acelem yok.

Amerika’da 10 yıl kadar
müzikal tiyatro okuduğunuzu biliyorum. Peki müzik tutkusu da oyunculuk gibi
geçmişten mi geliyor?


- 14 yaşımdayken okulda caz grubumuz vardı. Ayrıca okulun korosunda, tiyatro
kolunda ve spor takımındaydım. Hep deli doluydum. Enerjimi düzenlemeye
çalışıyordum. İlk sahne performansımda, heyecandan sesim kısılınca "yapamıyorum"
dedim. Sonra inat ettim. Amerika’daki konservatuvar sınavlarına girdiğimde, yine
heyecandan sesim çıkmadı. Bu bir süreç. Bir hedef koyduğunda ulaşmak için
çabalıyorsun. İkinci denemede daha rahattım. Üçüncüsünde artık performans
yapıyordum.

Oyunculuğun müziğinize
katkısını görüyor musunuz?


Biri olmadan, diğeri olmuyor. Zaten onun için Amerika’da müzikal tiyatro eğitimi
aldım. Müziği, şarkıcılığımı, oyunculuğumu, dansımı, bütün bedenimi
kullanabilmek istedim.

Harvard’da master yaptıktan
sonra Türkiye’ye döndünüz. Keşkeleriniz oldu mu?


- Bugünkü aklım olsa, belki orada evlenirdim. 25-26 yaşındayım o zamanlar. Her
şey yolunda gidiyordu, ajansım vardı ve sendika üyesiydim. Bunlar varken müzikal
tiyatro ve oyunculuk kulvarında yüzde 60 diğerlerinin önüne geçiyorsunuz. Ben
oradayken hiç zorluk çekmemiştim. Yapabildikleriniz fazla olduğunda, kendinizi

gösterebileceğiniz daha çok alan oluyor. Orada iyi paralar da kazandım. Ama bu
bir seçimdi... Bir seçim yaptım ve 15-16 yaşımda oraya gittim. Dönmek de yine
kendi seçimimdi. Depresyona gireceğimi biliyordum. Çünkü doğru düzgün Türkçe
konuşamıyordum, sadece İngilizce parçalar biliyordum. Buraya geldiğimde 26
yaşındaydım ama her şeye sıfırdan başlamak zorunda kaldım.

İlk geldiğinizde nelerle
karşılaştınız?


- Çok dalga geçtiler benimle. İstanbul Gelişim Orkestrası’ndan, 10 konserin
sonunda "performans eksikliği" nedeniyle atıldım. O sırada Fahir Atakoğlu’yla
konser için Japonya’ya gittik. Bu tezatlık bana komik geliyor.


En çok dans etmeyi mi,
oyunculuğu mu yoksa şarkıcılığı mı seviyorsunuz?


- Kendimi nerede ifade edebileceksem orada olmak istiyorum.

Duyduğuma göre "oyuncu
sendikası" kurma konusunda kararlıymışsınız. Bunu ne zaman yapacaksınız?


- Sendika konusunu oturtacağım. Biraz daha zamanı var bunun. Ama bu sendika
kesinlikle şart. İdealist bir tipim ve ölmeden önce okul açmanın dışında bunu da
yapacağım.

Hiç yorum yok: